Kır İsmail – Çukurova Bozlağı
18 Temmuz 2009 Cumartesi
Kır İsmail, İsmail Tabak veya İsmail Güngör, bugün Adana’nın Karataş ilçesine bağlı olan Tabaklar köyünde yaşadı. Cura ırızvasıyla çalıp söylediği türkülerle tanındı. İsmine ilk olarak Béla Bartók’un Çukurova yöresi derlemelerinde rastlıyoruz. Bartók, aslında diyar diyar dolaşan âşıkların icra ettiği müziğin “saf” kalmayacağını düşündüğünden âşıklardan kayıt yapmak istemiyordu. Kır İsmail’i de âşık sanmış (Kır İsmail âşık değildir. A. A. Saygun’dan Ahmet Yürür’ün aktardığına göre, Kır İsmail askerlik ve çocuklarını nüfusa kaydettirmek haricinde köyünden çıkmamış, Adana’yı dahi görmemiştir), ancak yine de çalıp söylediği iki türküyü fonografla kaydetmiştir. Bu tarihte Kır İsmail 51 yaşında olduğunu söylemiştir. Dolayısıyla Kır İsmail’in 1881 yılında doğduğu söylenebilir.
Kır İsmail’in ismine ikinci kez, Adana Halkevi tarafından düzenlenen “Karacaoğlan Gecesi”nin program broşüründe rastlıyoruz. Bu broşüre göre “Kır İsmail ve arkadaşları” sahneye çıkıp davetlilere çeşitli Karacaoğlan türküleri söylüyorlar. Burada, “Kır İsmail ve arkadaşları” tabiri üzerinde biraz durmak istiyorum. Kır İsmail’in bu şekilde anons edilmiş olması, bana Kır İsmail’in sadece türküyü okuduğunu, sazı ise bir, hatta birkaç başka kişinin çaldığını düşündürüyor. Broşürde bu konuda başka hiçbir bilgi verilmediğinden bu konunun şimdilik muallakta kaldığını söyleyebilirim.
Kır İsmail bundan sonra da çeşitli araştırmalara malzeme sağlar. Bunlardan başlıcaları, Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Heyeti’ne verdiği türküler (bunlardan sadece “Menevşe Buldum Derede” dizesiyle başlayan türkü notaya alınmıştır), Kurt Reinhard’ın Türk halk müziği hakkındaki araştırmasında okuduğu türküler ve Wolfram Eberhard’ın türkülü hikaye derlemelerinde anlattığı hikayelerdir. Bu çalışmalar 40′lı ve 60′lı yıllar arasında yapılmıştır.
Kır İsmail 1972 yılında vefat etti. Ancak söylediği türküler üzerine halen çalışmalar yapılıyor. Düziçili âşıklar hakkındaki en yeni eseri yazmış olan Bekir İşlek, “Tekeden Teleme Çalmak” adlı kitabının girişinde Ruhi Su’nun da bazı türküleri Kır İsmail tavrında çalıp söylediğini belirtiyor.
Bekir İşlek ve Düziçi’ne gelince, sözü sunduğum bu kayda getirmek istiyorum. Bu kaydı aktardığım duzicililerdernegi.com adresinde başka plak kayıtları da var. Her ne kadar sitede belirtilmese de, bu temizlikte ve yüksek kalitede yapılmış kayıtların, bu işle çok ilgilenen biri tarafından yapılmış olacağı düşüncesinden yola çıkarak, kayda Bekir İşlek sayesinde ulaştığımız söylenebilir.
Kayıtta, Kır İsmail bir “Çukurova bozlağı” okuyor. Bozlağın sözlerine bakılınca, Kır İsmail’in âşık olmadığı anlaşılıyor: Dörtlüklerin kafiyeleri birbirine uymuyor ve mahlas yok.
Bozlağın sözleri:
-1-
ahey,
Havayı da deli göñül havayı
Alıcı guşları da yüksek yapar yuvayı
ahey,
Türkmen gızı da gatarlamış mayayı, mayayı
Çekip gider de yaylasına bir gelin, bir gelin, bir gelin ey
-2-
ahey,
Yörü dilber de yörü de yolundan kalma
Her yüze güleni de dost olur sanma
ahey,
Ölümden gorhup da sen geri durma, sen geri durma
Yiğidin alnına yazılan gelir, uy gelir, vay gelir ey
-3-
ahey,
Yine bulanıyor da yüzü havanın
Yükseğinde şahan döner yuvanın
ahey,
Alnı dop zülüflü de gelin sevenin, sevenin
Acep dünyasına doydum der m’ola, sunam oy oy, dertlim oy oy

Not: Kır İsmail, yazının başında geçtiği gibi Karataş’ta değil Osmaniye’nin Düziçi ilçesi Tabaklar köyünde yaşamıştır. Hatamı düzelten iki ziyaretçiye de teşekkürlerimi sunarım.
Tılı Murat – Kara Koçun Boynuzu
24 Haziran 2009 Çarşamba
Tılı Murat, Afyonlu bir kahveci. Kendisi de kahvesinin müdavimleri de çalıp söyleyen kişiler. Bundan dolayı Tılı Murat’tan birçok derleme yapılmış. Martti Räsänen tarafından ağız araştırmaları için, İstanbul Belediye Konservatuvarı tarafından da halk müziği araştırmaları için, kendisinden türküler yazılmış ve plağa kaydedilmiş. Bu kayıt da İstanbul Belediye Konservatuvarı’nın yaptığı kayıtlardan biri. Tılı Murat’ın curasıyla çalıp seslendirdiği türkünün ilk iki kıtası TRT repertuvarında mevcut. Bilinmeyen bir sebepten dolayı, 3. kıtası repertuvara alınmamış. Sözlerin tamamını aşağıya alıyorum.
-1-
Kara da koçun boynuzu da, vay
Tura da saçın, gülüm/aman, kunduzu da, vay
Gidi de güzelin kızı da, vay
Doğdu da şafak, şafak yıldızı da, vay
-2-
Kara da koç meler gelir de, vay
Bağrımı deler gelir de, vay
Yalınız yatanların da, vay
Aklına/Zihnine neler gelir de, vay
nakarat:
Aman da aman ey, çarşıdan da, vay
Üşkür alıver komşudan
Irak da değil efem, karşıdan
-3-
Dağın başında (aman) tencere de, vay
Tadından eridi de incire de, vay
Bugün de herif (bizi) duyarsa
Verir de bizi, bizi/aman, zincire de, vay
nakarat:
Hadi de hadi gülüm, kravatı
Sevelim takalım kravatı
Mahallî kelimeler: Tura – Kadınların başlarına taktıkları küçük altın dizisi; Kunduz – Büklüm; Üşkür – Mest içine dikilen astar.

Tılı Murat

İstanbul Belediye Konservatuvarı Derleme Heyeti